Yaşamboyu Öğrenme ve Yerel Kalkınma: Türkiye’de Yerel Aktörlerin Yaşamboyu Öğrenme Faaliyetleri

0
90

PROF. DR. UĞUR ÖMÜRGÖNÜLŞEN
ÜNİSED Yönetim Kuurlu Başkanı
Hacettepe Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi

Yaşamboyu öğrenme, eğitim sistemlerindeki en zayıf halkanın yetişkin eğitimi olduğu gerçeği karşısında sürekli eğitime yeni bir yaklaşımı ifade eder. Küresel ekonomide yeni ve farklı becerilerin kazanılmasına ve geliştirilmesine yönelik yaşamboyu öğrenme; sürekli değişime uyum sağlamış rekabetçi, yenilikçi, yeşil ve akıllı işgücünün varlığının sürdürülebilmesi için son derece gereklidir.

Yaşamboyu öğrenme faaliyetleri, yerel birimlerdeki beşeri sermayenin ya da güncel tabiriyle insan kaynaklarının/kıymetlerinin geliştirilmesi suretiyle yerel kalkınmaya katkıda bulunur. Özellikle işsizliğin yüksek olduğu yerel birimlerde daha az eğitimli ve düşük becerileri olan işgücünün yeni iş olanaklarına kavuşabilmesi için yaşamboyu öğrenme programları sayesinde kendilerini yeniden keşfetmeye ve adeta kendilerini yeniden yaratmaya ihtiyacı vardır. Nitekim, yerel ve bölgesel düzeylerde istihdam oranı ile yaşamboyu öğrenme programlarına katılım oranı arasından genelde olumlu bir ilişkinin olduğu gözlemlenmektedir.

Gelişmiş ülkeler, uzun zamandır yaşamboyu öğrenme faaliyetlerinin öneminin farkına varmışlar; ve bu ülkelerde yerel kalkınmanın isterlerine daha uygun hizmet sunmak amacıyla bu faaliyetleri sunan birimlerin etkliliğinin artırılması üzerine yapılan tartışmalar önemli kamu politikası sorunları arasında yer almıştır. Yaşamboyu öğrenme faaliyetlerinin yerel düzeyde uygulanması başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerde bu alandaki aktörlerin stratejik ortaklık yoluyla birlikte çalışması için gereken ortamın yaratılması ve faaliyetleri bütünleştirici yol ve yöntemlerin gelliştirilmesine yönelik daha geniş çaplı eğitim ve istihdam politikaları için gerekli bir koşuldur. Ancak, yaşamboyu öğrenmenin bütün çeşitleriyle hem merkezi hem de yerel/bölgesel düzeylerde desteklenmesi hususunda yapılması gerekenler ile uygulamada yapılanlar arasında fark olduğu da bir gerçektir. Bu fark, gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğunda daha da büyümektedir.

Yerel düzeyde yaşamboyu öğrenmenin temel aktörleri olarak karşımıza üniversiteler ve diğer araştırma kurumları, bölgesel ve yerel yönetimler ile sosyal ve ekonomik aktörler (kobiler, sanayi ve ticaret odaları, esnaf ve sanatkar odaları, sendikalar, meslek kuruluşları, bölgesel/yerel kalkınma ajansları vb.) çıkmaktadır. Üniversiteler ve diğer araştırma kurumları, yerel birimlerin yaşamboyu öğrenme konusundaki ihtiyaçlarına yönelik yeni yol ve yöntemlerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi; bölgesel ve yerel yönetimler, geliştirilen yeni yaşamboyu öğrenme yol ve yöntemlerinin kendi personeli ve yerel topluluklar için uygulamaya konularak yaygınlaştırılması; sosyal ve ekonomik aktörler ise başta dezavantajlı gruplar olmak üzere yerel halkın istihdam fırsatlarının artırılmasına yönelik eğitim-uygulama programlarının yürütülmesi ya da yürütülmesine mali/teknik destek verilmesi hususlarında faaliyet göstermektedir. En azından onlardan bu yönde hareket etmeleri beklenmektedir. Bu kapdamda, söz konusu aktörlerin yerel kalkınmaya bireysel olarak nasıl katkı sağlayabileceği (yerel birimlerdeki beşeri sermayenin artırılması) ve yerel kalkınmanın sağlanabilmesi için bu aktörler arasındaki işbirliğinin nasıl sağlanabileceği ve sürdürülebileceği kritik önemde konular olarak belirginleşmektedir. Bu durum Türkiye için de fazlasıyla söz konusudur.

Türkiye’de merkezi yönetim aktörlerine (örn. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü) ilaveten merkezi yönetimin taşra teşkilatında faaliyet gösteren hayat boyu öğrenme/halk eğitim merkezleri ile yerelde faaliyet gösteren üniversiteler (sürekli eğitim merkezleri-SEM’ler), kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (meslek odaları, esnaf ve sanatkar odaları), sendikalar, bölge kalkınma ajansları ve nihayetinde başta büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir ilçe belediyeleri olmak üzere yerel yönetimler ve onların birlikleri (örn. Türkiye Belediyeler Birliği) öne çıkan yaşam boyu öğrenme aktörleridir.

Bu noktada üniversitelerin bünyesindeki sürekli eğitim merkezlerinin veya eşdeğer birimlerin (yaşamboyu öğrenme, yaşamboyu eğitim vb. merkezlerinin) önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu merkezler, farkındalık artırıcı ücretsiz konferans ve kısa süreli kurslar, ücretli sertifika ve katılım belgeli eğitim programlarıyla yerel ve hatta bölgesel düzeyde faaliyet göstererek yaşam boyu öğrenmeye katkı sunmaktadırlar. Söz konusu merkezlerin ortak platformu olan Türkiye Sürekli Eğitim Merkezleri Konseyi (TÜSEM) ile bir sivil toplum kuruluşu olan Üniversiteler Sürekli Eğitim Derneği (ÜNİSED) Türkiye’de en azından üniversite kapsamında yürütülen yaşamboyu öğrenme faaliyetlerinin standardizasyonu ve akreditasyonu konularında çalışma yürütmektedirler.

Diğer yandan büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir ilçe belediyeleri başta olmak üzere belediyelerin (örn. İstanbul’da İSMEK, Ankara’da BELMEK tarafından) yerel halka yönelik ve büyük kısmı ücretsiz meslek ve beceri kursları da oldukça geniş bir kapsam ve katılımla gerçekleştirilmektedir.

Türkiye’de yaşamboyu öğrenme konusunda özellikle yerelde ortaya çıkan temel sorunlar ise şunlardır: Son yıllardaki artış ve kayda geçirilme durumuna rağmen yaşamboyu öğrenme faaliyetlerine katılım oranı gelişmiş ülkelere göre daha düşüktür. Bir ölçüde büyükşehir belediyelerine bağlı birimler farklılaşsa da, değişik kurumlarda sürekli eğitim ya da yaşam boyu öğrenme amacıyla kurulan birimlerin idari-teknik kapasitesi ve toplumda tanınırlığı hala yeterli değildir. Sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki farkındalık, ilgi ve katkı düzeyi beklenenin altındadır. Üniversiteler dahil olmak üzere farklı kurumlar tarafında sunulan aynı türde yaşamboyu öğrenme programlarının kalite ve standardizasyon sorunu artarak devam etmektedir. Bu konuda yerleşmiş bir akreditasyon sistemi ve eğitimlerin etki analizi çalışmaları mevcut değildir. Bu sebeple, yaygın eğitimde önceden kazanılmış becerilerin örgün eğitimde belirli oranlarda sayılması mümkün olamamaktadır. Yerelde faaliyet gösteren aktörlerin yaşamboyu öğrenme faaliyetleri arasında herhangi bir koordinasyon çabası da görülmemektedir. Tüm bu sorunlar yaşamboyu öğrenme kazanımlarının yerel kalkınmaya katkısını azaltmaktadır.

Önceki İçerik2019 TUSEM Konseyi Bahar Toplantısı ve Genel Kurulu
Sonraki İçerikYaşam Boyu Öğrenme ve Sürekli Eğitim Merkezleri
1963 yılında İzmir-Karşıyaka’da doğdu. 1985 yılında AÜSBF Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Kamu yönetimi alanındaki yüksek lisans derecesini ODTÜ’den 1989’da, kamu sektörü ekonomisi ve yönetimi alanındaki doktora derecesini İngiltere’nin Leicester Üniversitesi’nden 2004’te aldı. 2008’de doçent ve 2013’de profesör oldu. 2008-2011 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müdür Yardımcılığı, 2012-2014 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 2013-2014 yıllarında TÜSEM Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. 2014-2016 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi İİBF Dekanlığını yürüttü. Halen Hacettepe Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi, Yerel Yönetimler ve Siyaset Anabilim Dalı Başkanı ve Yerel Yönetimler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olarak görev yapmaktadır. Kamu yönetimi teorisi, yeni kamu işletmeciliği, yerel yönetimler, kamu hizmeti etiği, yaşamboyu öğrenme konuları üzerinde çalışmaktadır.